A-Z Liste
Site Haritası
 
HAKKINDA ARAŞTIRMALAR ÖĞRENCİ AKADEMİK İYTE'M İLETİŞİM
Ödüllü Projeler
İYTE’den beş öğretim üyesi Türkiye Bilimler Akademisi’nin 2017 yılı Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü’nü (TÜBA-GEBİP) aldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından verilen 2017 Sedat Simavi ödüllerinde temel bilimler ve mühendislik kategorisindeki ödüle yine İYTE’nin bir başka öğretim üyesi layık görüldü.

2017 yılında devlet üniversiteleri arasında en fazla TÜBA-GEBİP ödülü alma başarısı gösteren İYTE’den beş akademisyen ve Sedat Simavi Ödülü alan akademisyenin projeleri şu şekilde:

TÜBA-GEBİP Ödülleri
Fotonik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Şahin, “Yeni nesil optoelektronik cihaz teknolojisinde kullanılmak üzere ultra-ince grafen-benzeri kristaller ve perovskit malzeme ailesinin nano ölçekte sentezi, teorik hesaplamaları ve deneysel karakterizasyonları” 

Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Ateş, “Güvenli bilgi aktarımı amacıyla kuantum fiziği yasaları kullanarak yazılım ve cihazın yanı sıra uygulama için gerekli tek bir foton veren malzeme geliştirilmesi”

Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Barışık, “Doğadan ilham alarak yüksek teknolojik ürünler için daha düşük bütçeli ve daha hızlı ısı transferi sağlayan yeni bir ara yüz teknolojisi geliştirmek”

Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gülistan Meşe Özçivici “Hücreler arası iletişimi sağlayan kanalları oluşturan proteinlerin neden olduğu kalıtsal hastalıkların moleküler temellerinin yanı sıra bu proteinlerin meme kanseri ve skuamöz hücreli kanserinin (SHK) başlangıç aşamalarında ve metastaz gibi ileri safhalarında oynadığı roller”

Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Özçivici “mekanik sinyallerin kemik dokusu üzerindeki etkilerini ve bu ilişkiyi düzenleyen genetik komponentleri ve osteoporozu engelleme ve tedavi yöntemlerinde mekanik sinyalleri de kapsayan yeni teknolojilerin üretimi”

Sedat Simavi Ödülü
İYTE Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hâldun Sevinçli Nano Letters dergisinde yayınlanan “Grup-VA Elementlerinin Altıgen Örgülerinde Kuartik Dispersiyon, Güçlü Tekillik, Manyetik Kararsızlık ve Benzersiz Termoelektrik Özellikler” başlıklı makalesiyle 2017 Sedat Simavi ödülünü almaya hak kazandı.

Katma değeri yüksek ürünlerin üretimi için gerekli olan bilgiyi elde etmek için stratejik öneme sahip çalışmalar yapılan İYTE’de akademisyenler, araştırmacılara yeni bir bakış kazandıracak projeler üretiyor. Teknoloji için gerekli olan bilgiyi üretmenin yanı sıra bilim insanı yetiştirmek amacıyla kurulan İYTE’li  akademisyenler, aldıkları ödüllerle de dikkat çekiyor. Projelerin Türkiye’de sürdürülmesi ve yine ülkeye kazandırılması amacıyla verilen ödülleri almaya hak kazanan akademisyenler ve projeleri şu şekilde:

TÜBA-GEBİP ÖDÜLLERİ

Nano Ölçekte Malzeme Sentezi ve Karakterizasyonu

İYTE Fotonik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Şahin, yönetmekte olduğu grubu CENT (Computational & Experimental NanoTechnology) ile temel olarak nanoteknoloji alanında deneysel ve teorik çalışmalar yapıyor. CENT grubunda  İYTE’den 3 yüksek lisans ve 3 doktora öğrencisi ile yapılan çalışmalara ek olarak ABD, İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya ve Çin’de bulunan, içlerinde Nobel ödüllü bilim insanlarının da yer aldığı, araştırma gruplarıyla ortak çalışmalar yürütülüyor. Teori ve deneysel sonuçları bir arada sunmasının araştırmanın güçlü yanı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Şahin ve grubu tarafından yapılan çalışmalar, 5600 gibi yüksek atıf oranıyla dikkat çekiyor.


Yüksek prestijli bilimsel dergilerde yayınlanan 80’den fazla makalesi bulunan Doç. Dr Şahin projesini şu şekilde özetledi: “Malzemelerin boyutlarının atomik ölçeklere küçültülmesi ile ortaya çıkan kuantum etkileri olağandışı yeni özelliklere yol açmaktadır. İşte bu sebeple yepyeni özelliklere sahip yeni nesil teknolojik ürünler geliştirilebilmesi için nano boyutta malzemelerin sentezi ve özelliklerinin anlaşılması önem arz ediyor. Yaptığımız teorik ve deneysel çalışmalarla tek atom kalınlığındaki ultra ince malzemelerin nano ölçekte stabiliteleri, elektronik, manyetik, titreşimsel ve optik özelliklerini inceliyoruz. 

Nano teknoloji sayesinde malzemelerde köklü değişiklikler yapılabileceğini belirten Doç Dr. Şahin konuşmasına şu şekilde devam etti: “Yapılan çalışmaları daha da somutlaştırmak için şu iki örneği sıralayabilirim: İki ayrı ürün ailemiz var, birincisi “Atomik-İncelikte Kaplama Malzemeleri” ve “QLED Uygulamaları için Perovskitler”  

 (i) Atomik-İncelikte Kaplama Malzemeleri: Grafen ve MoS2 malzemelerinin birkaç Angstrom kalınlığındaki kristalleri göz ile farkedilemeyecek kadar incedirler. Yaptığımız çalışmalar bu ultra-ince malzemelerin her ne kadar ince olsalar da yüzeylerin oksitlenmesine ve azot ile etkileşmelerine karşı güçlü birer koruyucu tabaka oluşturduklarını ortaya koymuştur. Bu özellikleri ultra-ince kristallerin nano-ölçek yüzey kaplama uygulamaları açısından oldukça uygun olduklarını göstermektedir. Bu görünmez ama çok sağlam malzemeler nano-ölçekte üretilen cihazların yüzey stabilitelerinin sağlanması açısından büyük öneme sahiptirler.

(ii) QLED Uygulamaları için Perovskitler: Son yıllarda önemli gelişmelerin yaşandığı iletişim teknolojisinde ekranların geldiği en son noktada QLED adı verilen ürünler bulunuyor. QLED kısaltmasının başındaki Q harfi esasen kuantum fiziğine atıf yapıyor. QLED özelliğine sahip ekranlarda koruyucu cam ile LED arka aydınlatma katmanlarının arasında gözle göremeyeceğiniz incelikte nano ölçekte bir katman yerleştiriliyor ve bu katmana ışık verildiğinde bir rengin binlerce tonunu yansıtmak mümkün. Bu tip uygulamalar atomik ölçekte ortaya çıkan kuantum etkilerinin işlevsel hale getirilip evlerimize kadar ulaştırılıyor olması açısından büyüleyici gelişmelerdir. Biz ise optoelektronik uygulamaları açısından oldukça verimli elemanlar olan perovskit kristallerinin nano-ölçekte sentezleri ve bunların karakterizasyonları üzerine çalışmaktayız. Yapmakta olduğumuz çalışmalar ile bu malzemeleri nasıl daha stabil hale getirilebileceğimizi ve verimliliklerini ne şekilde arttırabileceğimizi araştırmaktayız.

Kuantum Kriptoloji ve Nanofotonik Işık Kaynakları

İYTE Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Ateş, projesinde TÜBİTAK'a bağlı araştırma merkezlerinden "Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) ile birlikte çalışıyor. 


İYTE’nin ilk lisans mezunlarından olan Doç. Dr. Serkan Ateş projesini şu şekilde özetledi: “Son yıllarda internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle internet bankacılığı gibi en temel uygulamalarda güvenli iletişim çok önemlidir. Bu gibi uygulamalar için hâlihazırda kullanılan kriptografik çözümlerin güvenliği matematiksel problemlerin zorluğuna dayanmaktadır. Örneğin, günümüzde yaygın olarak kullanılan tekniklerden birisi olan RSA şifreleme algoritması çok büyük tamsayıların asal çarpanlarına ayrılmasındaki zorluğa dayanmaktadır. Kullanılan bu algoritmaların kırılması ciddi boyutta güvenlik zafiyetinin yaşanmasına neden olacaktır. Gelişen hesaplama algoritmaları, işlem gücü ve özellikle kuantum bilgisayarlar üzerine yapılan yoğun araştırmalar bu tür matematiksel problemlerin çözümünü kolaylaştırmakta ve birçok kritik bilginin güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Öte yandan, kuantum kriptolojinin yaygın uygulamalarından olan Kuantum Anahtar Dağıtımı (KAD) bahsedilen tehditlere karşı güvenliği ispatlanmış bir alternatif sunmaktadır. Burada güvenlik RSA’da öngörülen matematiksel varsayımlar yerine, kuantum fiziğinin temel yasalarına bağlı olduğundan hesaplama teknolojilerindeki gelişmelerden bağımsız güvenlik sunmaktadır. Ayrıca, günümüzde kullanılan kriptografik çözümlerden farklı olarak, oluşturulan anahtarın herhangi bir iz bırakmadan 3. şahıslar tarafından ele geçirilmesi imkânsızdır.”
 
BİLGEM ile İYTE arasında yapılan işbirliği çerçevesinde Türkiye'de ilk defa bir KAD sisteminin laboratuvar ortamında kurulumu yönünde çalışmaların yapıldığını belirten Doç. Dr. Serkan Ateş konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Kuantum anahtar dağıtımı sistemlerinde anahtar olarak kullanılacak olan bitlerin taşınmasında en küçük ışık parçacığı olan fotonlar kullanılmaktadır. Takip edilecek olan KAD protokolüne bağlı olarak bu fotonların tek-foton mertebesinde veya dolaşık foton-çiftleri halinde üretilmeleri en temel gereksinimlerdendir. Laboratuvarımızda yaptığımız çalışmaların merkezinde KAD vb uygulamalar için gerekli olan bu foton kaynaklarının geliştirilmesi ve farklı koşullarda çalışma performanslarının iyileştirilmesi vardır. Aktif olarak çalıştığımız tek-foton kaynakları ise son yıllarda hayli ilgi çeken atomik kalınlıktaki iki boyutlu malzemelerdir. Ayrıca, bu yapıların farklı nanofotonik aygıtlar ile entegrasyonu üzerine araştırmalar da yapmaktayız.  

Isı Transferi




Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Barışık, yüksek teknoloji ürünleri üreten firmaların gelecekte kullanabilecekleri fütüristik bir uygulama üzerinde çalışıyor. Bugünden geleceğe yönelik teknolojiler üretmenin önemine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Barışık çalışmasını şu şekilde anlattı: “Daha hızlı bilgisayarlar, daha hızlı cep telefonları ve daha iyi elektronik cihazlar istiyoruz. Bu durumda gelecekteki cihazların daha fazla işlem gücüne sahip olması gerekecek. Daha fazla işlem sonucunda ise daha fazla ısı açığa çıkacak ve bu ısı cihaz için zararlı. Günümüze kadar gerçekleşmiş işlemci hızı artışının benzer şekilde devam edeceğini varsayarsak 15-20 yıl sonra elinizdeki cep telefonunda alan başına oluşacak ısı, güneş yüzeyinde alan başına oluşan ısı miktarına eşit olacak gibi görünüyor. Günümüzde bile bir sorun olan cihazlarda oluşan ısının atılması işlemi gelecekte çok daha büyük bir sorun haline gelecek. Bu doğrultuda cihaz yüzeyinden ısı transferini daha hızlı bir şekilde sağlayabilecek yeni bir teknoloji geliştirmek istiyorum. Bunun için doğadan ilham alan bir metot geliştirmekteyim. Örnek olarak lotus yaprağının ıslanmama ve su tutmama özelliği var. Teflon olarak bilinen malzeme gibi hidrofobik. Bunu lotus (nilüfer çiçeği) yaprağına sağlayan yüzeyinde gözle görülmeyen mikro tepelerin olması. Benzer yapılar gülde de mevcut. Gül üzerinde de su yüzeyi ıslatamıyor fakat halen tutunabiliyor. İki bitki üzerindeki asıl farklılığı yaratan mikro tepeler üzerindeki nano ölçek yapılar. Bu tarz nano yapıların etkisi aslında tam olarak bilinmiyor. Bu ilişkileri bilebilirsek, su ve elektronik cihaz ara yüzünü istenilen ısı transferini sağlayabilecek şekilde modelleyebiliriz. Arayüz ısı transferi üzerine 2012 yılından beri çalışıyorum,  8-10 yayınım bulunuyor.  Biyo-benzetim temelli nano yapıları moleküler seviyede modelleyerek ısı transferi davranışlarını inceleyeceğim ve istenilen ısı transferindeki arayüzü üretmeyi sağlayacak bilgiyi geliştireceğim."

Projenin muhtemelen 3 sene içinde tamamlanacağını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Murat Barışık “Üniversitede çalışan bilim insanının görevi endüstriye ileri teknoloji ürünler üretmesini sağlayacak bilgiyi geliştirmektir ve bizim bu projede tam olarak yapmak istediğimiz de bu. Amacım, Türkiye’ye artı değer kazandıracak çalışmalar yapmak. Proje tamamlandığında prestiji yüksek dergilerde makale olarak yayınlanacak ve endüstriyel uygulamalara yönelik yeni projeler hazırlanacak” diye konuştu. 

Kalıtsal Hastalıkların Moleküler Temelleri

İYTE Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.  Gülistan Meşe Özçivici, hücreler arası iletişimi sağlayan kanalları oluşturan proteinlerin neden olduğu kalıtsal hastalıkların moleküler temellerinin yanı sıra bu proteinlerin meme kanseri ve skuamöz hücreli kanserinin (SHK) başlangıç aşamalarında ve metastaz gibi ileri safhalarında oynadığı rollerin ortaya konulması üzerine araştırmalar yapıyor.



Teknolojinin gelişimi ve sağlık alanında kaydedilen ilerlemeyle birlikte kalıtsal hastalıklara yol açan mutasyonların moleküler temelinin anlaşılmasının, kalıtsal hastalıkların tedavilerini mümkün kılacak çalışmaların belli bir aşamaya gelmesini sağladığını söyleyen Yrd. Doç. Dr Gülistan Meşe Özçivici araştırmasını şu şekilde özetledi: “Doktora yapmaya başladığım 2002 yılından bu yana hücreler arası iletişimi sağlayan gap junction ya da oluklu bağlantılar adı verilen hücre zarındaki kanalların çalışma prensiplerini inceliyorum.  Ek olarak bu kanalları oluşturan genlerdeki mutasyonların sebep olduğu kalıtsal hastalıkların moleküler temellerini 2 boyutlu ve 3 boyutlu hücre kültüründe araştırıyorum. Bu kanallar dokuların sağlıklı çalışabilmeleri için metabolik sinyallerin geçişine izin vererek binlerce hücre arasında koordinasyon oluşmasını sağlıyor. Örneğin kalp hücrelerinin her biri kendi başlarına çalışma potansiyeline sahipken bu oluklu bağlantı kanallarının oluşturduğu koordinasyon sayesinde sağlıklı bir kalpte tüm kalp hücreleri aynı anda atım yaratıyor. Bizim çalışmalarımızda bu kanallarda oluşan genetik mutasyonların oluşturduğu hastalıkların çalışma mekanizmaları  hedeflenmektedir. Genel olarak bakarsak, insan vücudunda 20 bin gen bulunuyor ve içlerinde sadece 21 tanesi hücrelerle iletişimi sağlıyor ve bu genler sayesinde hücreler birbirleriyle doğrudan iletişim kuruyor. Bir gende mutasyon olduğunda hücreler arasında olması gereken iletişim olmuyor ya da yanlış bir etkileşim gerçekleşiyor. Bu durumda bulunduğu dokuya göre yapısal ya da fonksiyonel bir hasar meydana geliyor. Örneğin kulakta yaşanırsa sağırlığa, gözde katarakta, deride KID sendromuna (keratitis-ichthyosis-deafness syndrome) ya da deri kanserine neden olabiliyor. Araştırmalarımda oluklu bağlantı genlerinde olan kalıtsal hasarlarla beraber ayrıca bu proteinlerin kanser gibi organizma koordinasyonundan kaçan hücre gruplarında nasıl çalıştığını da inceliyorum.  

Osteoporozu Engellemek Mümkün

İYTE Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Özçivici mekanobiyoloji ve kemik doku mühendisliği alanında çalışmalar yürütüyor. Doç. Dr. Özçivici  çalışmalarında mekanik sinyallerin kemik dokusu üzerindeki etkilerini ve bu ilişkiyi düzenleyen genetik komponentleri araştırıyor. Doç. Dr. Özçivici, halk arasında kemik erimesi olarak da bilinen  osteoporozu engelleme ve tedavi yöntemlerinde mekanik sinyalleri de kapsayan yeni teknolojilerin üretimi üzerine araştırmalar yapıyor.



Kemik doku mühendisliğine olan ilginin ve bu alandaki çalışmaların gelişen ve gelişmekte olan ülkelerdeki yaşlanan toplum ile yıllar içinde büyüme gösterdiğini söyleyen Doç. Dr. Engin Özçivici, çalıştığı projelerin temel motivasyonunu şu şekilde anlattı: “Kemik her ne kadar öyle gözükmese de oldukça dinamik ve kendini sürekli yenileyebilen bir organ. Bu sayede kemik kırıkları bir ay gibi bir süre içerisinde iyileşebilir. Ayrıca kemiğin dinamik yapısı sayesinde mikroskopik olarak sürekli tamir edildiği için fiziksel yüklenmelere maruz kalmasına rağmen makinalarda görülen “metal yorgunluğu” sağlıklı insanların kemikleri için geçerli değildir. Fakat maalesef kemiğin yenilenebilir potansiyelinin sınırları bulunmaktadır. Yaşlanma, hareketsizlik, kötü beslenme ve bazı genetik faktörler, kemiğin kendini sürekli yenileyebilme kapasitesini geriletir ve bu yüzden kemikler hem daha kırılganlaşır, hem de zarar gördüğünde kolaylıkla iyileşemez. Bu kapsamda, laboratuarımızda yürüttüğümüz çalışmalar kemik sağlığını koruma veya zarar gördüğünde iyileşmesini kolaylaştırma adına dışarıdan uygulanan mekanik sinyallerin kullanımını hedeflemektedir. Mekanik sinyaller gözle görünmeseler de tüm canlılar için aynen ışık gibi, hava gibi ilk andan itibaren maruz kaldıkları doğal ve kimyasal olmayan etkenlerdir. Kemik hücreleri mekanik sinyallere karşı son derece hassastırlar ve bu sinyallere cevaben hem daha çok çoğalır hem de daha çok mineral bağlarlar. Çalışmalarımızdaki en önemli hedef toplumun kemik sağlığını yaşlanmaya karşı korumak olsa da, çalışma sonuçlarımız ayrıca hareketsizlik, obezite, felç ve uzay uçuşları sırasında da oluşan kemik kayıpları konusunda bilgilendirici olmaktadır.” 

SEDAT SİMAVİ ÖDÜLÜ

Spintronik Uygulamalarda Kullanılabilir

İYTE Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hâldun Sevinçli Nano Letters dergisinde yayınlanan “Grup-VA Elementlerinin Altıgen Örgülerinde Kuartik Dispersiyon, Güçlü Tekillik, Manyetik Kararsızlık ve Benzersiz Termoelektrik Özellikler” başlıklı makalesiyle 2017 Sedat Simavi ödülünü almaya hak kazandı. Sedat Simavi ödülleri her yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından dokuz farklı dalda veriliyor. Doç. Dr. Hâldun Sevinçli, temel bilimler ve mühendislik alanlarında verilen Fen Bilimleri Ödülü’nü kazandı.


Hesaplamalı malzeme bilimi ve katı hâl fiziği konularında çalışan Doç. Dr. Hâldun Sevinçli, araştırma konusunu şu şekilde özetledi. “Son yıllarda hemen hemen bütün bilim dallarında hesaplamalı tekniklerin önemi artmakta. Bunun başlıca sebebi bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde gün geçtikçe daha karmaşık sistemleri modelleyebiliyor olmamız. Yüksek başarımlı hesaplamalar sayesinde, gerçekleştirilmesi zor deneyler veya sentezi zor malzemeler öncelikle bilgisayar ortamında simüle edilerek amaca uygun olup olmadıkları test edilebiliyor veya yeni malzemeler dijital ortamda keşfedilebiliyor. Son yıllarda malzeme biliminde öne çıkan konulardan biri de iki-boyutlu malzemeler. Bu malzemeler bir veya birkaç atomik tabaka kalınlığındalar. On beş yıl öncesine kadar kararlı olacaklarına inanılmayan iki-boyutlu yapıların uygun koşullarda kararlı olabileceklerini ve geleneksel malzemelerden çok farklı fiziksel özelliklere sahip olabileceklerini artık biliyoruz. Hesaplamalı teknikler kullanılarak iki-boyutlu yapılar hakkında birçok bilgiyi henüz sentezlenememiş olsalar bile elde etmek artık mümkün. Bu da önemli kaynak ve zaman tasarrufu demek. Makalede ise grup-VA elementlerinin iki-boyutlu bal peteği yapıları kuramsal ve hesaplamasal yöntemlerle incelendi. Bahsi geçen malzemelerde, gündelik hayattan da bildiğimiz kinetik enerji ile hız arasındaki ilişki geçerli değil. Genellikle geçerli olan hız-enerji ilişkisinde, hızı iki katına çıkarmak için kinetik enerjiyi dört kart artırmalısınız. Bu malzemelerde ise kinetik enerji hızın dördüncü kuvvetiyle orantılı. Hızı iki kat arttırmak için on altı kat enerjiye ihtiyacınız var. Bu yeni hız-enerji ilişkisinin malzemelerin hemen hemen bütün özellikleri üzerinde etkileri var. Fizikçiler için ilginç bir özellik, elektronik durum yoğunluğunun ıraksaması, yani tekillik. Bu tür güçlü tekilliklere iki-boyutta genellikle rastlanılmıyor. Taşınım özellikleri de diğer iki-boyutlu malzemelerden farklı, elektronlar sanki bir boyuttalarmış gibi davranıyorlar. Ayrıca manyetik özellikler de hız-enerji ilişkisi sonucu farklılaşıyor. Boyutsallığın önemli olduğu termoelektrik verimde de benzersiz sonuçlar ortaya çıkıyor.”

Yayınlanan sonuçların gelecekte farklı uygulama alanları bulabileceğini söyleyen Doç. Dr. Hâldun Sevinçli, “Elde edilen sonuçlar gelecekte spintronik uygulamalarda, elektronik bileşenlerin etkin bir şekilde soğutulmasında, atık ısının geri kazanımında rol oynayabilir.” dedi.






 
Son Güncelleme : Emrullah Demiraslan 03.01.2018 14:56
İçerik Sorumlusu : İYTE MWO  
 
Öğrenci Bilgi Sistemi İYTE Web Mail İYTE Kütüphane Mezunlar Nerede İYTE Bülten İZTEKGEB Atmosfer TTO İzmir Üniversiteleri İYTE'de Ne Nerede?